arrow-left icon arrow-right icon behance icon cart icon chevron-left icon chevron-right icon comment icon cross-circle icon cross icon expand-less-solid icon expand-less icon expand-more-solid icon expand-more icon facebook icon flickr icon google-plus icon googleplus icon instagram icon kickstarter icon link icon mail icon menu icon minus icon myspace icon payment-amazon_payments icon payment-american_express icon ApplePay payment-cirrus icon payment-diners_club icon payment-discover icon payment-google icon payment-interac icon payment-jcb icon payment-maestro icon payment-master icon payment-paypal icon payment-shopifypay payment-stripe icon payment-visa icon pinterest-circle icon pinterest icon play-circle-fill icon play-circle-outline icon plus-circle icon plus icon rss icon search icon tumblr icon twitter icon vimeo icon vine icon youtube icon

Barnaba Fornasetti

Barnaba Fornasetti

Casa Fornasetti’de sanat, üretim ve koleksiyonerlik hiçbir zaman katı sınırlarla birbirinden ayrılmadı. Böyle bir ortamda büyümek; nesneler, imgeler ve mekanlar aracılığıyla dünyayı algılama biçiminizi nasıl şekillendirdi?

Sanat ile yaşam arasında gerçek bir ayrım olduğunu düşünmeden büyüdüm. Bir tabak sanat eserine dönüşebilir, bir dolap bir hikaye anlatabilir, bir yemek odası ise bir atölyeye dönüşebilir... Casa Fornasetti her zaman aynı anda hem ev, hem çalışma alanı ve hem de arşiv oldu. Bu ortam bana nesnelere yalnızca oldukları şeyler olarak değil, dönüşebilecekleri şeyler üzerinden de bakmayı öğretti. Elbette nesnelerin pratik bir işlevi var; ama aynı zamanda duygusal ve psikolojik bir yaşamları da var. Bir anıyı, ironiyi, arzuyu, hatta hafif bir huzursuzluk duygusunu bile çağrıştırabilirler. Aynı şey mekanlar için de geçerli. Işıkla,içindeki insanlarla ve insanın ruh haliyle birlikte sürekli değişirler. Ben bu evi nostaljik bir hatıra olarak değil, yaşayan bir hafıza olarak deneyimliyorum; yeni olasılıklar üretmeye devam eden bir hafıza.

Babanız Piero Fornasetti yalnızca bir ebeveyn değil, aynı zamanda son derece güçlü ve yaratıcı bir figürdü. Hem onun estetik evreninin içinde yaşayıp hem de ona rağmen kendi kimliğinizi nasıl inşa ettiniz?

Babamın yanında yaşamak büyüleyiciydi ama hiç kolay değildi. Çok güçlü bir kişiliği vardı ve bir noktada evden ayrılmam benim için gerekli hale geldi. Ken Scott’la çalıştım, yeraltı yayıncılığı dünyasının içinde yer aldım ve sonunda Toskana’ya taşındım. Araya koyduğum bu mesafe bana, babamı reddetmekle onun bir kopyasına dönüşmek arasında seçim yapmak zorunda olmadığımı öğretti. Geri döndüğümde, onun çalışmalarındaki zekayı daha iyi görebiliyor; aynı zamanda kendi deneyimlerimi ve duyarlılığımı da bu mirasa katabiliyordum. Amacım hiçbir zaman başka bir Piero olmak değildi. Asıl istediğim, onun üslubunun ardındaki yöntemi anlamak ve bu yöntemin dönüşmesine izin vererek onu canlı tutmaktı.

Büyük bir sanatçının mirasını devralmak, yaratıcı özgürlük kadar yaratıcı baskı da doğurabilir. Bu mirası zaman zaman bir “yük” ya da “ayrıcalık” olarak deneyimlediniz mi?

Bu bir yük değildi; ancak babamla kıyaslanmam kaçınılmazdı ve insanlar ya onun çalışmalarını sadakatle tekrar etmemi ya da bütünüyle reddetmemi bekliyordu. Her iki beklenti de fazlasıyla talepkardı ama aynı zamanda bir ayrıcalıktı. Olağanüstü bir görsel söz dağarcığını ve cevapsız sorularla dolu bir arşivi miras aldım. Bunu hiçbir zaman edilgen biçimde yararlanılacak bir şey olarak görmedim; düşünmeye ve yaratmaya devam edebileceğim bir malzeme olarak gördüm. Asıl sorumluluk, bu mirası dokunulmaz bir şeye dönüştürmeden canlı tutabilmekti. Geçmişe saygı göstermeliyiz, ancak onu yeniden yorumlama özgürlüğüne de sahip olmalıyız. 

Gençliğinizde Milano’daki karşı kültür hareketi, öğrenci protestoları ve alternatif yayıncılık dünyasıyla yakından ilgilendiniz. Bu siyasi ve kültürel deneyimlerin izlerinin, bugün Fornasetti’nin aristokratik, dekoratif ve lüks dünyasında hala varlığını sürdürdüğünü düşünüyor musunuz?

Evet. O yıllar bana otoriteyi, konformizmi ve yerleşik kabulleri sorgulamayı öğretti; ben de bu içgüdüden hiçbir zaman vazgeçmedim. Dekorasyon çoğu zaman muhafazakarlıkla özdeşleştirilir. Oysa Fornasetti’de tarihsel imgeler nadiren olduğu gibi yüceltilir ya da dokunulmaz kabul edilir. Architettura mobilyalarında perspektif, bir mobilya parçasını hayali bir binaya dönüştürür; Il Duomo Sommerso’da ise Milano Katedrali denizin altına yerleştirilir. Tarih, cam bir fanusun altında korunmaz; yeniden yorumlanır. Sanatı gündelik hayatın içine taşıma fikri de başlangıçtan bu yana temel değerlerimizden biri olmayı sürdürüyor. Bu ideal ile günümüz lüks anlayışı arasında bir gerilim var; ancak ben çelişkileri kesinliklerden daha ilginç buluyorum. Asıl önemli olan, fazla öngörülebilir hale gelen her şeyi sorgulamaya devam etmek. 

Bugüne kadar ürettiğiniz veya yeniden yorumladığınız eserler arasında, kişisel hikayenize en fazla dokunan ve sizde en güçlü duyguyu uyandıran parça hangisi oldu?

Tek bir obje seçmek benim için zor; çünkü yaptığımız işleri birbirinden bağımsız parçaların ardışık bir toplamı olarak görmüyorum. Daha ziyade, geniş bir imgeler ailesi gibi düşünüyorum. Yine de çoğu zaman insana en yakın gelen, en son yaptığı iş oluyor. Stanza Metafisica ise benim için ayrı bir yere sahip. O, bir mobilya ya da dekorasyon unsurundan çok daha fazlası: Düşünceye ve hayal gücüne alan açan bir atmosfer yaratıyor. Babamın yalnızca nesneleri süslemediğini, aslında gerçek anlamda zihinsel mekanlar inşa ettiğini gösteriyor. Milano Tasarım Haftası 2026 sırasında yeni Corso Venezia mağazası için Stanza Metafisica’yı Cole & Son ile birlikte duvar kağıdı olarak yeniden yorumlamak benim için özellikle anlamlıydı. Bu yorum, ziyaretçileri hayali bir mimarinin içine aldı; yalnızca bir mekana nasıl baktığımızı değil, o mekanı nasıl deneyimlediğimizi de dönüştürdü.

Bir dönem Milano’dan ayrılıp Toskana’da restorasyon alanında çalışma kararınız oldukça ilgi çekici. Eski bir yapıyı restore etmek ile bir tasarım mirasını yeniden canlandırmak arasında nasıl bir düşünsel bağ gördünüz?

Toskana’daki eski çiftlik evlerini restore etmek, bana nasıl müdahale edeceğime karar vermeden önce bir yapıyı anlamanın önemini öğretti. Fornasetti mirasına da aynı şekilde yaklaştım. Babam benden geri dönmemi istediğinde, atölyenin hem yaratıcı hem de ekonomik açıdan yeniden inşa edilmesi gerekiyordu. Arşiv yapının temelini sağlıyordu, ancak imgelerin yeni bağlamlara ve insanlara ulaşması için yeni yollara ihtiyaç vardı. İyi bir restorasyon, bir şeyin yaşamaya devam etmesini sağlar. Bence yaratıcı bir gelenek için de aynı şey geçerli.

Piero Fornasetti’nin size aktardığı en önemli ilke neydi? Buna karşılık, onun yaklaşımından bilinçli olarak uzaklaştığınız bir nokta oldu mu?

Babam bana, gündelik bir nesnenin bile düşünce, ironi ve şiir barındırabileceğini öğretti. Onun follia pratica —yani “pratik delilik”— fikri, hayal gücünü somut ve kullanışlı hale getirmekle ilgiliydi. Gerçek anlamda ondan uzaklaşmaya ihtiyaç duyduğumu düşünmüyorum. Fornasetti dilinin başka yaratıcı vizyonlarla karşılaştığında neler olacağını görmek konusunda her zaman meraklı oldum. Aynı zamanda, günümüzde bir atölyenin organizasyona ihtiyaç duyduğunu da öğrendim. Organizasyon gereklidir, ancak yönü belirleyen şey yaratıcılık olmalıdır; bunun tersi değil.

Fornasetti arşivinde binlerce çizim, eskiz, nesne ve görsel referans bulunuyor. Arşivi öncelikle geçmişi koruyan bir depo olarak mı görüyorsunuz, yoksa sürekli yeni anlamlar üreten yaşayan bir organizma olarak mı?

Benim için tartışmasız biçimde yaşayan bir organizma. Yalnızca depo olarak düşünülen bir arşiv, içindeki şeylerin artık konuşmadığı bir yeri çağrıştırır; bizim arşivimiz ise asla susmaz. Onlarca yıl boyunca kullanılmadan kalmış bir çizim, farklı bir bağlama yerleştirildiğinde tamamen yeni bir anlam kazanabilir. Örneğin bir tabağın üzerine resmedilmiş bir göz, kameralar ve sürekli dijital gözetimle çevrili günümüz dünyasında gözetlenme duygusunu çağrıştırabilir. İmge aynı kalmıştır, ancak onu çevreleyen dünya değişmiştir. Bir arşiv, başyapıtlardan oluşan bir mezarlık gibi değil, bir bahçe gibi ele alınmalıdır: Bakım görmeli, yeniden keşfedilmeli ve zaman içinde büyümesine izin verilmelidir.

Röportajın tamamı No.35 sayısında!

Röportaj: Seval Akbulak

Read more

Başak & Defne Kocabıyıkoğlu

Başak & Defne Kocabıyıkoğlu

Taner Ceylan

Taner Ceylan

Your Cart

Your cart is currently empty. Click here to continue shopping.