arrow-left icon arrow-right icon behance icon cart icon chevron-left icon chevron-right icon comment icon cross-circle icon cross icon expand-less-solid icon expand-less icon expand-more-solid icon expand-more icon facebook icon flickr icon google-plus icon googleplus icon instagram icon kickstarter icon link icon mail icon menu icon minus icon myspace icon payment-amazon_payments icon payment-american_express icon ApplePay payment-cirrus icon payment-diners_club icon payment-discover icon payment-google icon payment-interac icon payment-jcb icon payment-maestro icon payment-master icon payment-paypal icon payment-shopifypay payment-stripe icon payment-visa icon pinterest-circle icon pinterest icon play-circle-fill icon play-circle-outline icon plus-circle icon plus icon rss icon search icon tumblr icon twitter icon vimeo icon vine icon youtube icon

Éric Frechon

Éric Frechon

Epicure gibi ünlü bir restoranda şef olarak çalışmanın size kattıklarından bahseder misiniz? 

İşin sırrı, hiçbir şeyi hafife almamak. Sürekli olarak yaratıcı olmak, değişen sektörde ayakta kalmak ve sabit bir şey olmadığını unutmamak. Bu nedenle günlük işlerimde sürekli olarak yaratıcı olmaya çalışıyorum. İmza yemeklerimin yanı sıra, diğer yemekleri ve menümü de sürekli olarak geliştiriyor, yeni çağrışımlar buluyor ve sürdürülebilir bir şekilde ilerliyorum. Başarının anahtarı, her zaman tutkulu olabilmek.

Yemek pişirme tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Klasik ama modası geçmeyen, zarif, rafine ve son derece Fransız bir mutfak yaratmaya çalışıyorum. Zamansız ama her zaman modern: Tıpkı bir Chanel takım elbise gibi, zamanın içinde kalıcı olabilen bir mutfak. Geleneksel yemekleri yenilikçi tekniklerle birleştirirken, yemeğin orijinal tadını ve zarafetini korumaya özen gösteriyorum. Aynı zamanda misafirlerimi görsel olarak şaşırtmayı da seviyorum.

Yeni yemekler yaratırken nereden ilham alıyorsunuz?

Benim felsefem “Klasik ama Çağdaş: Signature Frechon” şeklinde özetlenebilir. Çalışmalarımı bir tür “haute couture” olarak hayal etmeyi seviyorum. Amacım, ham ürünleri geliştirmek ve süslemek. Püf noktam her zaman mevsimsel ürünler kullanmak. Yemeği farklı kılan bir şey olması gerektiğini düşünüyorum; unutulmaz, size hitap eden bir şey… Yaratıcı bir taraf katmak, bir şeyleri yapma biçimimizi sorgulamak ve yenilemek önemlidir. Sabahtan akşama kadar, hatta gecenin bir yarısında bile sürekli yemek üzerine düşünüyorum. Ama bazen bir malzemeden veya bir nesneden de ilham alabiliyorum. Çoğu zaman Fransız mutfağından ilham alıyorum. Ona yeni bir görünüm kazandırmak, yeni bir yaklaşım getirmek ilgimi çekiyor.

Sizin için lüks bir yemeği hangi detaylar oluşturur?

Lüks bir yemek, pahalı olmasıyla değil; malzemelerin nadirliği ve özel dokunuşlarla işlenmiş olmasından geçiyor. Dil balığından havyara kadar her şey lüks bir yemeği oluşturabilir.

En çok hangi ülkenin mutfak kültürüne hayranlık duyuyorsunuz?

Japonya. Onların mutfağından çok, yaklaşımlarına hayranım. Ürüne olan saygıları, ürün kalitesi ve sadelikleri beni etkiliyor. Ayrıca sunumları son derece gösterişsiz. İtalya da ürün kalitesi açısından büyük beğeni toplayan bir ülke. Hatta yakın zamanda açtığımız Il Pastificio’dan bahsetmek istiyorum; otelimiz Le Bristol'ün bodrum katında kendi makarnalarımızı ürettiğimiz bir atölye. Şimdi bu makarnaları restoranlarımızda sunuyoruz.

Röportaj SEVAL AKBULAK

Curated No.23’ü satın almak için tıklayın.

Read more

Francis Mallmann

Francis Mallmann

Mehmet Gürs

Mehmet Gürs

Yoshizumi Nagaya

Yoshizumi Nagaya

Your Cart

Your cart is currently empty. Click here to continue shopping.