arrow-left icon arrow-right icon behance icon cart icon chevron-left icon chevron-right icon comment icon cross-circle icon cross icon expand-less-solid icon expand-less icon expand-more-solid icon expand-more icon facebook icon flickr icon google-plus icon googleplus icon instagram icon kickstarter icon link icon mail icon menu icon minus icon myspace icon payment-amazon_payments icon payment-american_express icon ApplePay payment-cirrus icon payment-diners_club icon payment-discover icon payment-google icon payment-interac icon payment-jcb icon payment-maestro icon payment-master icon payment-paypal icon payment-shopifypay payment-stripe icon payment-visa icon pinterest-circle icon pinterest icon play-circle-fill icon play-circle-outline icon plus-circle icon plus icon rss icon search icon tumblr icon twitter icon vimeo icon vine icon youtube icon

Neil Jacobs

Neil Jacobs

Uzun yıllardır hizmet sektöründesiniz. Londra’dan uzak doğuya farklı kültürleri fazlasıyla tecrübe etme şansınız oldu. Başka bir bölgeye taşınınca hizmet sektörü konusundaki algınız değişti mi?

Kariyerim boyunca dünyanın hemen her yerinde vakit geçirme fırsatım oldu. Karayipler, Avrupa, Kuzey Amerika, Bali, Sri Lanka, Siganpur… Hayatım boyunca sorumlu olduğum ülkelerdeki kültürlere karşı büyük bir hassasiyetle yaklaştım. Her kültür birbirinden çok farklı ve benim için işin keyfi de burada başlıyor sanırım. O kadar çok insanla, farklı düşünce ve davranış biçimiyle tanışıyoruz ki tecrübe etmenin derinliğinin de burada yattığına inanıyorum. Tüm bu kazanımların bir benzerini otelde kalan müşterilere yaşatmak da bizim işimiz diyebilirim. Farklı bir ülkede konaklayan birisi için kısa bir zaman diliminde gerçek otantik bir tecrübe yaşaması bizim için önemli.

Deneyim yaratmak konusunda dünyanın açık ara en iyi otellerinde çalıştınız. Bu işin sırrı ne?

Başlangıçta Four Seasons olarak başladı ve sonra Six Senses oldu. İşin sırrı biraz klişelerden uzaklaşıp, derinine inmek ve bilinenin ötesine geçmekten geliyor.

Six Senses hangi özellikleriyle öne çıkıyor?

Six Senses aslında üç kavram üzerine kurulu. Bunlar; wellness, sürdürülebilirlik ve etkinlikler. Etkinlik söz konusu olunca içerik de fazlasıyla önem kazanıyor. İnsanlar artık kültürel bir etkinlik yapmak isterken hangi tapınağa gideceğini sormuyor, neyi nasıl tecrübe ettiğiyle daha çok ilgileniyor. Deneysel kelimesinden çok hoşlanmıyorum, bugünlerde herkes ‘yenileyici’ olmaktan bahsediyor ve ben bu yaklaşımı fazlasıyla ‘regenrative’ buluyorum. Eğer öğrenilen bir şey varsa takdir edilen de bir şeyler var demektir. Önemli olan sadece gezmek değil gerçekten derine inebilmek.

Six Senses Kaplankaya diğer projelerden nasıl ayrılıyor?

Kaplankaya’nın çok enteresan bir proje, çok cesur bir girişim olduğunu düşünüyorum. Kaplankaya’nın sahipleri gerçek anlamda benzer yaşam biçimlerine sahip insanlardan bir topluluk yaratmak konusunda müthiş bir vizyona sahip. Bodrum’da çok iyi olan birçok proje var. Kaplankaya’yı diğer projelerden ayıran en önemli özelliği ise; bu insanları bir araya getirme konusundaki tutkusu. Yılın 365 günü orada yaşamasalar da ikinci evleri denebilecek bir ortama sahipler. ‘Wellness’, tasarım anlayışı, sürdürülebilirlik, eğitim gibi konularda benzer bakış açısına sahip insanlar Türkiye’de sanırım ilk defa bu projede bir arada. Kaplankaya Six Senses’dan önce Canyon Ranch’ti. Dolayısıyla da otelde wellness bakış açısıyla ihtiyacımız olabilecek her şey düşünülmüştü. Müthiş bir donanıma sahip bu muhteşem yerde, kendi gıdamızı yetiştiriyor, kendi festivallerimizi yapıyoruz. Pandemi döneminde oteli açmadık sadece ev tarafında hizmet verdik. Bu dönem bize bir arada olmanın ve paylaşmanın önemini hatırlattı. Ufak da olsa bir okul bile açtık. Normalde her Eylül ayında yaptığımız ‘Harvest Kaplankaya' festivalinde dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla bir arada olmak çok keyifli; muhteşem konuşmacıların, güzel müziklerin ve çalışmalar bir arada yer aldığı bir etkinlik.

Peki ya Six Senses Kocataş Mansions?

Kocataş Mansions’ın Katarlı sahipleri binayı görüp aşık olmuşlar. Bir nevi ufak bir saray. Biz Six Senses olarak, Kocataş’ın saray özeliklerine sahip olsa da çok büyük olmamasını sevdik. Bina muhteşem bir restorasyondan geçmiş. Çok özel bir mekan ve şehrin merkezine tekneyle ulaşılabilmesi boğazın tüm ihtişamını yaşama imkanı veriyor. Otel kısmını açtık, bu yaz da tepeye doğru uzanan bahçelerini ve en tepede yer alan spasını açmayı planlıyoruz. Kocataş Mansions, şehrin içinde gizli bir kulübü anımsatıyor bana. Bununla birlikte, Mehmet Gürs’ün açacağı restoranı da heyecanla bekliyorum.

Röportaj DAMLA KÜRKLÜ

Curated No.13'ü satın almak için tıklayın. 

Read more

Gabriele Salini

Gabriele Salini

Tim Weiland

Tim Weiland

Georgi Akirov

Georgi Akirov

Your Cart

Your cart is currently empty. Click here to continue shopping.