arrow-left icon arrow-right icon behance icon cart icon chevron-left icon chevron-right icon comment icon cross-circle icon cross icon expand-less-solid icon expand-less icon expand-more-solid icon expand-more icon facebook icon flickr icon google-plus icon googleplus icon instagram icon kickstarter icon link icon mail icon menu icon minus icon myspace icon payment-amazon_payments icon payment-american_express icon ApplePay payment-cirrus icon payment-diners_club icon payment-discover icon payment-google icon payment-interac icon payment-jcb icon payment-maestro icon payment-master icon payment-paypal icon payment-shopifypay payment-stripe icon payment-visa icon pinterest-circle icon pinterest icon play-circle-fill icon play-circle-outline icon plus-circle icon plus icon rss icon search icon tumblr icon twitter icon vimeo icon vine icon youtube icon

Mario Hertel & Thomas Heyne

Mario Hertel & Thomas Heyne

Yollarınızın İbiza’da kesiştiğini biliyorum ancak detaylara hakim değilim. Tanışma hikayenizi sizden dinlemek isterim…

Mario Hertel: Bu çok uzun bir hikaye. Muhtelemen 25 yıl olmuştur. Fırsat buldukça İbiza’ya kaçan iki Almandık. Tanıştığımızda da yine İbiza’daydık, özel bir partiye katılmıştık ikimiz de.

Thomas Heyne: Bir gece odamdayken, terasın kapısı açıldı ve odaya tanımadığım iki erkek girdi; minibar’a yöneldiler, şarap alıp biraz içip çıktılar. Neler olduğunu hiç anlamamıştım. Ertesi gün, otel yetkililerine olanları aktardım, sonrasında o iki kişinin  Mario ve arkadaşı olduğu ortaya çıktı. Alkollü oldukları için odaları karıştırmışlar. Sonrasında tanıştık ve samimi olduk; arkadaşlığımız ve partnerliğimiz böyle başladı.

Peki ya Mikonos… Yolunuz bu güzel adaya nasıl düştü?

M: Ben İbiza tutkunuydum ama her yıl mutlaka Yunanistan’ı ziyaret eden arkadaşlarım vardı, bir gün birinin davetiyle keşfettim bu adayı.

T: Tüm dünyayı geziyordum ancak yolum hiç Yunanistan’a düşmemişti. Nedenini hiç bilmiyorum.

M: 2003 ya da 2004’te özel bir yat partisi organize ettim. 50 metre uzunluğunda bir yatla üç, dört hafta boyunca denizdeydik, son durak da Mikonos’tu. Almanya’da gece kulüpleri sahibi biri olarak partide dansçılar, DJ’ler ve tabii birlikte eğleneceğimiz en yakın arkadaşlarımız vardı. Mikonos’ta yatı Paradise Bay’e park edip karaya çıkınca, adada mülk sahibi olduğunu öğrendiğim biri benimle görüşmek istedi. Mikonos’ta geçirdiğimiz süre boyunca bizi gözlemleme şansı olmuş ve bana sahibi olduğu gece kulübünde bir parti organize edip edemeyeceğimi sordu; kabul ettim ve unutulmaz bir parti organize ettik. Mikonos’tan ayrılırken yine aynı kişi bu kez bana gece kulübünü satmak istediğini söyledi; ister işlet, ister başka amaç için kullan istediğini yap dedi. Bu işi yalnız yapmak istemediğim için Almanya’ya döndüm ve Thomas’ı buldum. Onun işinden çok mutsuz olduğunu biliyordum. Almanya’da gece hayatı ve gece kulüpleri çok sıkıntılı bir sürece girmişti. Kulüpler eskisi gibi değildi. Kabul edince Mikonos’a gelip Paradise Club’ı açtık.

Otel konsepti hep aklınızda mıydı?

M: Adada doğru lokasyonu bulursak otel işine girecektik, uzun süredir aklımızdaydı. Aslına bakarsanız o lokasyonun neresi olduğunu da biliyorduk, Scorpios’un şu anki yeriydi ancak o dönem erişilebilir değildi. İstediğimiz, tüm günü geçirmek için ideal bir alan yaratmaktı. İnsanların sabah gelip, akşam çıkacakları partileri de kapsayan bir ortam.

T: Günbatımıyla başlayan gece yarısı sona eren bir eğlence konseptine geçmek istiyorduk. Doğru zamanda, doğru konseptle çıktık ortaya. Açık havada, güneşin atlında, denizin kıyısında, insanların aileleri ve arkadaşlarıyla kaliteli vakit geçirmesi; iyi yemek, müzik, dans ve denizin bir arada olması keyifliydi.

Scorpios Mykonos Yunan kültüründe önemli bir yere sahip olan “agora” konseptine hayat veriyor. Biraz bu kültürden bahsedebilir misiniz?

T: Antik Yunan’da “agora” herkesin toplandığı ve birçok aktivitenin gerçekleştiği alandı. Şehirde yaşayan her kesimden insan yemek, dans, müzik ve adalet için burada toplanıyor, filozoflar burada münazara ediyorlardı. Biz de kendi ihtiyaçlarımıza uygun olarak şekillendirdiğimiz bir agora konsepti yarattık. Beş temele dayanıyor Scorpios; müzik, sanat, tasarım, şifa ve yemek. Dünyanın farklı noktalarından, farklı altyapıya sahip insanları Scorpios bir araya getiriyor, tıpkı bir agora gibi.

Röportaj LARA AKYEL Fotoğraflar BJORN CEDER, STEVE HERUD 

Curated No.10'u satın almak için tıklayın.

Read more

Sonu Shivdasani

Sonu Shivdasani

Tim Weiland

Tim Weiland

Kike Sarasola

Kike Sarasola

Your Cart

Your cart is currently empty. Click here to continue shopping.