Harry Nuriev
Yaratmaya dair en eski hatıran nedir ve ilk ne zaman bir şey üretme isteği duydun?
Çizmek! Duvar kağıdı da dahil olmak üzere, bulabildiğim her yüzeye çizim yapardım.
Hafızana kazınmış ve bugün hala işlerine sızan bir mekan ya da yer var mı?
Çalışmalarım çoğu zaman benden ziyade birlikte çalıştığım insanlarla ilgili. Benim işim, onu biçimlendirmek ve bir ayna gibi yansıtmakla ilgili. Küratöryel pratiğinde mekan sadece bir sergileme yüzeyi değil, anlamın üretildiği ve dönüştüğü bir bağlam.
Sence bir mekan nasıl bir anlatı taşıyıcısına dönüşür ve güçlü bir küratöryel anlatıyı ne belirler?
Her mekan genellikle ne yapılacağını söyler aslında, tek yapmanız gereken onu dinlemektir. Bana göre çözüm, bağlamın kendisi tarafından çözüme kanalize oluyor.
Günümüzde belirleyici olanın “yeni” değil “algı” olduğunu vurguluyorsun sıklıkla. Bu bakış açısı brief’i okumanı nasıl şekillendiriyor?
Her zaman bir tarih ve arşiv vardır; ister üç yıllık ister üçüz yıllık bir marka olun. Geçmişten gelen ve geleceği şekillendiren bir temel daima bulunur. O yüzden sadece meraklı olmak yeterlidir.
Boş bir tuvalden değil, “dünyanın olduğu halinden” başlıyorum diyorsun. Transformizm manifestosunun çerçevesini neler çiziyor?
Tanıdık malzemelerle çalışıyorsunuz; sadece onları yeniden yeni hissettirmeniz gerekiyor. Transformizm; görmenin, hissetmenin ve eylemenin bir yolu. Eşya, veri ve fikrin fazlasıyla olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Mecraları keşfetme işi çoktan yapıldı. Bugün asıl mesele icat değil, algı. Bu bir inovasyon değil; hassasiyetin, empatinin ve dürüst bir karşılığın, fazlasını yapmış olduklarımızı yeniden düşünmenin ve yeniden biçimlendirmenin zamanı. Yaratıcı sürecim boş bir tuvalle değil, dünyanın olduğu haliyle başlar. Bir mekana, bir bağlama, bir gerçekliğe girerim ve seçerim. Benimle rezonansa gireni, içgüdüsel olarak beni harekete geçireni, zaten içinde bir ses taşıyanı seçerim ve onu güçlendirmeye çalışırım. Ona yeni bir ağırlık, berraklık, varlık ve güç veririm. İşe ya da mekana yitirdiği bir şeyi ya da ihtiyaç duyduğunu hiç bilmediği bir şeyi veririm. Transformizm, bir şeyi başka bir şeye dönüştürme eylemidir; kökenini silerek değil, özünü çoğaltarak. Bu, yerini yitirmiş nesnelere ikinci bir hayat vermektir. Başkalarının gözden kaçırdıklarından anlam üretmektir. Bugün güzelliğin ne anlama geldiğini sorgulamak ve onu görmezden gelinmiş, reddedilmiş ya da unutulmuş olanın içinde keşfetmektir. Daha fazla şeye ihtiyaç duymayan bir dünyada, Transformizm bir özen gösterisi, bir düşünme aracı ve yaratıcı alanlar için dürüst bir eylem dayanağıdır. Radikal ama eğlenceli!
18. yüzyılda renk, 19. yüzyılda form, 20. yüzyılda felsefe… Mecraları keşfetme işi çoktan yapıldıysa, bugün neyi keşfetmek gerekiyor?
Artık mesele keşif değil, yeniden keşif. Birikmiş verilerle çalışmak da en az yenisi kadar taze ve heyecan verici olabilir.
Röportaj: Seval Akbulak
Röportajın tamamı No.32 sayısında!