Rizwan Kassim

Girişimcilik, zamanla geliştirilen bir beceri olduğu kadar, doğuştan gelen de bir yetenek. Sizin gözünüzde girişimciliğin tanımı nedir ve bu yolculuk kişiliğinizi nasıl şekillendirdi?
Girişimcilik, risk almayı ve belirsizliği kabullenebilmeyi gerektirir. Günlük bir rutininiz yoktur; sabah kalktığınızda nelerle karşılaşacağınızı, gününüzün ne zaman sona ereceğini bilmezsiniz. Bana göre girişimcilik insanın doğasında var olan bir şey. Dayanıklılık, stratejik bir bakış açısı ve soğukkanlılık gerektiren bir akıl meselesi. Bu alanda itibar çok önemli, bir restoran işletmecisi olarak misafirlerinize sürekli olarak iyi bir deneyim sunmak zorundasınız. Aynı sorumluluk çalışanlarınız için de geçerli, özellikle de Dubai’de. Çünkü insanlar buraya kendi ülkelerinden ayrılarak sizin için çalışmaya geliyor. Bu da onları, bu büyük ailenin bir parçası haline getiriyor. Dikkatli ve soğukkanlı olmalı, her gün karşılaşacağınız riskleri yönetebilmelisiniz. Yoğun ve stresli iş hayatının yanında sakin bir özel hayat dengesini kurmak da benim için önemli. Eve döndüğümde çocuklarımla huzur içinde vakit geçirmeyi önemsiyorum.
Paris’te doğup büyüyen genç bir girişimciyi Dubai’ye getiren ne oldu?
Girişimcilik yolculuğuma Paris’te, 20 yaşında finans okurken başladım. İçimde her zaman bir şeyler yaratma isteği vardı. Önce bir perakende mağazası, ardından bir moda mağazası açtım ve sonrasında birçok mağaza daha eklendi. 28 yaşına geldiğimde Paris’te Mango, Guess, Esprit gibi markaların dahil olduğu yaklaşık 35 mağazam vardı. 2008’den sonra iş stratejimi yeniden gözden geçirmeye karar verdim. Hatalarımı inceleyip iş yapmayan mağazalarımı kapatmaya başladım. O dönemde fark ettim ki ben dünyayı hiç keşfetmemişim, sadece mağaza açmaya odaklanmışım. Paris’te genç bir girişimci olduğunuzda, şehrin dünyanın merkezi olduğunu düşünebiliyorsunuz.
Bu farkındalıkla New York, Singapur, Hong Kong ve Dubai gibi şehirlere seyahat etmeye başladım. Girişimcilik ruhuna sahipseniz, otomatik olarak ziyaret ettiğiniz her şehri analiz etmeye ve fırsatları gözlemlemeye başlıyorsunuz. Fark ettim ki Dubai’de lüks yemek konseptine benzer çok az restoran var. O dönem sadece dört ya da beş mekan benim düşündüğüm konsepte yakındı. Bu fırsatı değerlendirmek için tüm enerjimi, cesaretimi ve tutkumu doğru projeyi bulmaya yönlendirdim ve süreç başladı.
Geleneksel ve modern unsurların iç içe geçtiği Dubai, sizin için nasıl bir şehir?
Burada geçirdiğim 13 yılda Dubai’den çok şey öğrendim. Dubai, köklerine sıkı sıkıya bağlı ve geleneklerini koruyan bir şehir. Geçmişi unutmamak onlar için çok önemli fakat geçmişe de takılıp kalmıyorlar. Dubai, modernliği, ekonomik büyümeyi ve güvenliği temsil eden, geleceğe dönük yenilikçi bir şehir. Sağlık, eğitim ve teknoloji alanlarındaki gelişmeleri izlemeye devam ediyorum. Örneğin Dubai, yapay zeka bakanlığına sahip ilk şehirlerden biri. Yakın gelecek planları arasında önümüzdeki yedi ile sekiz yıl içinde nüfusu ve yaşam alanlarını iki katına çıkarmak var. Yani burada hem güçlü bir tarihi miras hem de geleceğe yönelik net bir vizyon bulabiliyorsunuz.
Dubai’den bahsederken onu büyük bir aile gibi tanımlıyorsunuz. Köklerine bağlılığı, güvenliği, geleceğe dönük olması...
Dubai, ihtiyaçlara göre yönetilen bir iş modeli gibi tanımlanıyor. Ama ben böyle düşünmüyorum. Dubai, aslında küçük bir aile gibi. Lider olarak konumlanan bir baba var, çocuklar da bu ortak çabanın bir parçası. Bu oldukça ilginç bir metafor, çünkü bu aile yapısı istikrarı sağlıyor ve Dubai’de güvenlik, miras ve gelecek gibi unsurların bir araya gelmesini mümkün kılıyor. Bu istikrar, birçok ülkenin eksikliğini çektiği bir konu.
Sizin için bir yeri unutulmaz kılan ve sizi tekrar tekrar oraya çeken nedir? Aklınıza gelen bir lokasyon var mı?
Bir yerin en önemli özelliği, insana hissettirdiği duygudur. Kendimi rahat, huzurlu hissediyorsam ve pozitif bir enerji alıyorsam, o yer beni kendine çeker. Özel olarak tek bir lokasyon söyleyemem, ama çocukluk anılarımı hatırlatan bazı yerler bana iyi hissettiriyor. Tatil planı yaparken de genellikle bu duyguyu ararım.
On yıl önce Rikas’ı kurarak Fransız, Portekiz, Japon, Orta Doğu gibi birçok mutfağı kapsayan bir restoran kataloğu oluşturmaya başladınız. Rikas’ı kendi kelimelerinizle nasıl tanımlarsınız?
En iyiye ulaşmak istiyoruz, ancak bu yolculuk hiç kolay değil. Hızlı hareket etmemiz, sürekli gelişmemiz gerekiyor. Çok yoğun bir tempomuz var ve yaptığımız iş oldukça stresli. Yine de doğru dengeyi korumaya çalışıyoruz. Mütevazı, saygılı ve birbirine bağlı bir ekibimiz var. Bence bu denge, bizi biz yapıyor. Rikas Group’la bu kadar farklı kültürü bir araya getirirken nasıl bir strateji izliyorsunuz? Bu uyumun sırrı nedir? Dubai’nin en büyük avantajlarından biri kültürel çeşitliliği. Burada yaşamak, dünyaya daha geniş bir perspektiften bakmanızı sağlıyor. Hedefimiz hiçbir zaman füzyon mutfaklar yaratmak olmadı, aksine otantik deneyimler sunmaya odaklandık.
Röportaj I Aslı Kürklü Demirelli Fotoğraf I Mehmet Erzincan
Curated No.29'u satın almak için tıklayınız.