arrow-left icon arrow-right icon behance icon cart icon chevron-left icon chevron-right icon comment icon cross-circle icon cross icon expand-less-solid icon expand-less icon expand-more-solid icon expand-more icon facebook icon flickr icon google-plus icon googleplus icon instagram icon kickstarter icon link icon mail icon menu icon minus icon myspace icon payment-amazon_payments icon payment-american_express icon ApplePay payment-cirrus icon payment-diners_club icon payment-discover icon payment-google icon payment-interac icon payment-jcb icon payment-maestro icon payment-master icon payment-paypal icon payment-shopifypay payment-stripe icon payment-visa icon pinterest-circle icon pinterest icon play-circle-fill icon play-circle-outline icon plus-circle icon plus icon rss icon search icon tumblr icon twitter icon vimeo icon vine icon youtube icon

Mine Kalpakçıoğlu

Mine Kalpakçıoğlu

Sizi iletişimci kimliğinizle tanıyoruz ama yakından bakınca bütünsel sağlığa dair alışkanlıkları takip eden tarafınız da oldukça ön planda. İyi yaşam kavramı hayatınıza ne zaman ve nasıl dahil oldu?

Kesinlikle bir şekilde DNA’mda varmış iletişimci olmak. Ama esas ilgi alanım, bütünsel sağlık aslında. Anne tarafımdan bütün ailem doktor, o yüzden evin içinde sağlık konuşularak büyüdüm. 18 yaşında ailemin en sevdiğim bireylerinden dedemi üç ay içinde pankreas kanserinden kaybettikten sonra, iyi yaş almak gibi konular üzerine daha ciddi düşünmeye başladım. Bu dönemde İngiliz bir kadınla tanıştım ve beni İngiltere’nin kuzeyinde o yıllarda meşhur olan bir Health Farm (sağlık merkezi) ile tanıştırdı. Unutmuyorum, maaşımı biriktirerek ertesi sene o merkeze gittim ve orada bambaşka bir dünyayla karşılaştım. Önleyici tıp nedir? Hastalanmamak için ne yapmak lazım? Sağlığı korumak için nasıl bir hayat tarzı oluşturmak gerek? Genetik geçmişi araştırmak neden önemli? Tüm bu soruları sorarken raw food, vegan, vejetaryen beslenme gibi birçok evreden geçtim. Hepsinin olumlu ve olumsuz yönlerini kendi bedenimde gözlemledim.

Bütünsel sağlığın sizin için nasıl bir anlamı var?

Eski Çin tıbbına baktığınızda, her köyde bir aile doktoru olduğunu görürsünüz. Doktorun maaşını köydeki haneler verirdi, ta ki haneden biri hasta olana kadar. Çünkü aile doktorunun görevi o köydekileri sağlıklı tutmaktı. Çok eskiye gitmeye de gerek yok; bizim zamanımızda da tüm ailenin sağlığını takip eden, genetiğimizi, hayatımızın gidişatını ve hastalıklarımızı bilen bir aile doktoru olurdu. Şimdi, tıptaki gelişmelerle doktorlar branşlara ayrılmaya başladı ve her bölümün kendi uzmanı oldu. Ama aslında bedende denge bozulduğunda tek bir bölgeye bakmak yeterli değil; beden bütünsel anlamda sağlıklı bir harmoni içinde mi ona bakmak gerek. Burada da olmazsa olmaz diyeceğim faktör, farkındalık devreye giriyor. Sabah kalktığınızda bir aynanın karşısına geçin, doktora gitmişsiniz gibi dilinizi çıkarın, bakın bakalım üzerinde beyazlık var mı? Toksini atmış mısınız? Hangi günler daha çok toksin gözlemliyorsunuz? O günlerde neler yaptınız? Bağırsaklarınız düzenli çalışıyor mu? Spor, egzersiz var mı hayatınızda? Tüm bunların “farkında olmak” ve her detayı bir bütün halinde
ele almak en önemli kriter.

Wellbeing koçu olarak benimsediğiniz rutinler arasında şimdiye kadar hayat kalitenizi en çok arttıran ve size iyi gelen üç iyi yaşam alışkanlığı hangileri oldu?

Farklı merkezlerde tanıştığım uzmanlardan öğrendiklerim içinde bence en önemlisi, bağırsakları sağlıklı tutmak.Avusturya’nın güneyinde, küçücük, doğanın sakinliği içinde ve aynı zamanda dünyaca ünlü sağlık merkezi VIVAMAYR’da öğrendim bunu. Bağırsak sağlığına iyi gelen ve herkesin uygulayabileceği beş kural sayabilirim size. İlk kural, günde üç öğün yemek. Önce krallar gibi bir kahvaltı. Pazardan yeşilliklerinizi, aktarlardan kuruyemişlerinizi, soğuk sıkım yağınızı, gezen tavuktan yumurtanızı, bildiğiniz bir üreticiden zeytininizi alıp dolu dolu bir kahvaltı yapabilirsiniz. Daha sonra prensler gibi; doyurucu porsiyon, sıcak bir öğle yemeği. Bu arada öğünler arasına 4-5 saat koymak lazım. Çünkü vücudun sabah gelen gıdaları iyi hazmedebilmesi için ona daha fazla görev, yani gıda vermemek gerek. Akşam da güneş batmadan, sadece bir çorba veya ufak bir beyaz et ve yanına sebzeyle akşam yemeği. İkinci kural, tüm bu anlattıklarım arasında en kıymetli bulduğum konu, çiğnemek. İyi çiğnemek sadece gıdayı küçük parçaya bölmek için değil, o gıdayı tükürükteki enzimle birleştirmek için de önemli. İyi çiğnenen gıda mideye indiği zaman görev bir miktar kolaylaşmış oluyor ve midedeki asitlerle gıda rahatça parçalanıp bağırsaklara yollanıyor. Bağırsak da bunun içindeki besinleri alıp kana veriyor. Fakat iyi çiğnenmeden hızlı hızlı tüketilen gıda, tam sindirilemeden bağırsağın ıslak ve nemli ortamına girdiğinde orada çürümeye başlıyor. Sonrası bağırsak rahatsızlıkları ve buna bağlı oto-immün hastalıklar. Üçüncü kural, yemekle birlikte su içmemek. Midenin içindeki asitleri sulandırmak, yapılması gereken görevlerin aksamasına neden oluyor. Bir kadeh şarap içmek bile mide için daha iyi, en azından fermente. Dördüncü kural, egzersiz. Mesela günde 5 ila 10 bin adım. Hiç vaktiniz olmasa bile asansöre binmeyip merdiven çıkabilirsiniz. Gideceğiniz yerin birkaç blok gerisinde inerek biraz yürüyüş sürenizi uzatabilirsiniz.Beşinci kural ve benim için çiğnemekten sonraki en değerli ikinci konu: Uyku. Hafta sonları daha yoğun ve sosyalleşerek geçse bile, hafta arası en azından üç dört gün erken saatlerde, boş mideyle uyuyup 8 saat kadar dinlenmek lazım.

Röportaj I Yağmur Baki

Curated No.29'u satın almak için tıklayınız.

 

Read more

Dr. Jonathan Leary

Dr. Jonathan Leary

Maria Porro

Maria Porro

Rizwan Kassim

Rizwan Kassim

Your Cart

Your cart is currently empty. Click here to continue shopping.