Maria Porro

Tiyatro ve sahne tasarımı geçmişinizin mobilya ve iç mekan tasarımı sektöründeki vizyonunuzu nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?
Aslında tam tersini söyleyebilirim! Mobilya ve iç mekan tasarımına dair vizyonum, 1925 yılında Brianza bölgesinde büyükbabam tarafından bir mobilya atölyesi olarak kurulan aile şirketimiz tarafından şekillendirildi. Kuruluşundan itibaren, dünyadaki gelişmelere ve tasarıma duyarlı, son derece yenilikçi bir şirketti. Örneğin, logosunu Bruno Munari tasarladı. Ben de bu tasarım ortamının içinde büyüdüm ve her yıl büyükbabamla Salone del Mobile’yi ziyaret ederdim.
“Made in Italy” kavramı hala küresel pazarda güçlü bir etkiye sahip mi?
Kesinlikle! İtalyan tasarımı; kalite, benzersizlik ve mükemmeliyetin simgesi. Örneğin, geçtiğimiz Ocak ayında Salone del Mobile.Milano’nun organizatörü Federlegno Arredo Eventi S.p.A. ile Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı Mimarlık ve Tasarım Komisyonu arasında AlUla’da bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzalandı. Bu anlaşma, mobilya ve tasarım sektörünü teşvik etmeye yönelik iki ülke arasındaki iş birliği açısından önemli bir adım olmasının yanı sıra, Made in Italy geleneğine duyulan takdirin de bir göstergesi. Salone del Mobile.Milano, 60 yılı aşkın süredir Made in Italy’yi 150’den fazla ülkeyle buluşturuyor. Üç temel kavram olan kalite, yenilik ve sürdürülebilirlik çerçevesinde şirketlerin rekabet gücünü artıran bir platform olarak öne çıkıyor. Salone, 66.500’den fazla şirketin yer aldığı bir ekosistemi yönetiyor; bu şirketler, ülkenin toplam imalat sanayiinin %14,8’ini oluşturuyor. 300.000 çalışanı ile ülkenin toplam imalat iş gücünün %8’ini temsil ediyor ve 52,7 milyar Euro’luk bir ciroya sahip. Bunun %38’i, yani 20 milyar Euro’su ihracattan geliyor. Tüm bu rakamlar, Made in Italy hareketinin küresel düzeyde kazandığı başarıyı doğruluyor.
1960’larla kıyaslandığında neler değişti? Tasarımı algılama ve deneyimleme şeklimiz nasıl evrildi?
Tasarım artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Günlük yaşamımızı iyileştirebilecek bir unsur olarak görülüyor ve bu kavram son yıllarda daha da belirginleşti. Çünkü tasarım, dünyalar inşa eden bir disiplin. Elbette günümüzde çevre dostu malzemeler, döngüsel ekonomi ilkeleri ve etik üretim süreçleri tasarım anlayışının merkezinde yer alıyor. Ancak en büyük değişim, tasarımın yalnızca işlevsellikle değil, aynı zamanda deneyim ve duygularla ilişkilendirilmesiyle oldu.
Küratörlük açısından bir referans noktası haline gelen Salone del Mobile, Milano’nun kozmopolit yapısıyla nasıl bir bağ kuruyor?
Salone, şehri dinamik bir alana dönüştürüyor ve sayısız deneyime, buluşmaya ve paylaşıma zemin hazırlıyor. Bir hafta boyunca, Milano’nun coğrafi yapısı yeniden şekilleniyor; normalde boş kalan ya da nadiren kullanılan alanlar, birer sergi ve yaratıcı deney merkezi haline geliyor. Milano’nun tarih ile moderniteyi harmanlayan yapısı, hem köklü markaların hem de deneysel girişimlerin gelişmesine olanak tanıyor. Salone ve Milano arasında güçlü bir sinerji var; biri olmadan diğeri var olamaz. Birlikte çalışarak yenilikçi projeleri, fikirleri ve kaynakları kendilerine çekmeye devam ediyorlar.
Bir tasarım nesnesinin “zamansız” olarak kabul edilmesi için hangi kriterleri karşılaması gerekir? Salone del Mobile’de sergilenen eserler zamansızlık kavramıyla nasıl ilişkilendiriliyor?
Kalite ve yenilik, zamansız tasarımların temel unsurları. Bu tür eserler, geçici trendlere bağlı kalmadan nesiller boyunca işlevselliğini ve estetik değerini koruyabilir. Zamansızlık; sade hatlar, sezgisel işlevsellik, dayanıklılık ve yüksek kaliteli malzemeler ile sağlanır.
Röportaj I Seval Akbulak
Curated No.29'u satın almak için tıklayınız.